AKŞAMIN BİRİNDE YAZILAN ROMAN VE BİR ESİNTİ: YABANCI BİR KADINLA BİR YERDE MAHSUR KALMAK

I- Evlilik

 

Ölümüne evlisin. Evin köşeleri, kahve köşeleri ve duman. İstanbul'a çöken, hüzünle yüklü o aynı sis. Yıllardır evlisiniz.

Uyan.. Çık.. Eşek gibi çalış: Yani bütün gün otur. Masabaşı telaşı. Sessizlik. Çaycı.

Mesai sonu: Eve dön: Kazık gibi karşında. Ha aynaya bakmışsın ha ona! O da bakıyor sana. Alışmış, sıkılmış, bıkkın. Yenilik yok. Ölüsün.

Artık ne olursa olsun da, artık bir şeyler olsun. Diyorsun. Kimse farkında değil senin.

Evin katı köşeleri, sessiz, bekliyor. Senin gibi dilsiz. İfadesiz bir suratın ve Pazar öğlenlerinde azıtan korkunç iç sancıların var. Acın var.

Tacın yok.

Vadilerin, lağımların, bulutların, denizin -bu Dünya'da- sağında solunda, uçurumun, yamacın var.

Amacın yok.

Bekliyorsun.

Devam et. Bir gün bitecek elbet.

 

II- Anne

 

Elde sigara. Ne geliyor aklına? Bulaşık eldivenleri, apartman boşluğu, patates kabukları, yemek dergileri, dikiş.

Ya da konken ve şampanya. Fuhuş, nefret ve delilik. Kayıp insanlık, kayıp birlik.

Aynı evdesin. Yitirmiş, bulanık, silik.

Sigara. Camı açıyor. Egzoz. Kapanıyor. Boğuk.

Geriye, sana kalan, gaz, ve kanser..

Aynı dünyada, evdesin.

İki kapalı kutusunuz.

Gelip de açacak yok.

 

III- Deprem

 

Kaç gün oldu?

Nereden bileyim be adam, ne bileyim! Ölüyoruz işte!

Kaç günün kaldı?

Bilemem.

Deprem olmuş olmalı: Uyuyordum, düştüm. Gözlerimi açtığımda bu bir rüya değildi ve korkudan susuverdim. Kimse bizi bulamayacak. Çünkü yardım istemedik.

Bu kadın kim? Tanımıyorum.

O da suskun.

Gözleri deli.

Kaç gün oldu.

Bilemem.

Uzandım, dokundum ona. (Çok acıktım.) Yumuşak. (Çok acıktım, açım, aç)

Aşk.

Memeleri ne kadar iri.

Öldüm ve cennetteyim..

 

10.12.1999

 

Ana Sayfa