BOŞALIM

Güneş dansediyordu. Sallanıyor, sallanıyor.... Çatıdan düşüp lanet olası kaldırıma çakılmak üzere. Lanet olası! Aah! Isıtıyor..

Başım dönüyor, kusacağım. Olmak üzere. Yağmur başlasaydı keşke. Umutsuzlar ordusunun üstüne. Üstüne üstüne.. Üstüne koca dağ.

Oturuyor bir koltukta kocadağ. Hava sıcak. Güneş kustu kusacak. Burnuna buludu çekmiş. Kokain niyetine..

Küçük kızlar koşuyor bahçelerde. Zaten dün de öyleydi. Güneş sallanıyor, dansediyor. Hala ayakta ihtiyar. Yanacak dört milyar yıl.

Ellerimden silip Dünya'yı, gökyüzüne kalkıyorum. Ellerim temiz. Ben bir ulu güneşim. Dört milyar yıl yanmak için, açıyorum kollarımı.

Küçük kızlar koşuyor bahçelerde. Ben bir kocadağım. Gencecik..

Ya da öyle sanıyor bu genç. Kollarını kaldırınca birden bir güneşe dönüşecek. Bir ölümden yaşayacak. Sonsuzun bir parçası. Tek parçası. Tanrıya ait. Ya da o.

Dansediyor, dansediyor.

Bir tren geçiyor şehrin katısından. Şehrin katısından. Camdan bakınca görürsün. Zaman dönmeği sürdürdükçe mevsimler değişecek. Yaz sıcağı eğilip bükülmeye çoktan başladı. Bizden uzakta. Pencereden kaçıyor martı.

Bir tren geçiyor gardan. Bir güvercin geçiyor yardan. Kuşlar kalkıyor yerden. Ayağım sıcacık terden. Korusun beterden. Beterden.

"Güneş dansediyordu." Mavi haplara kur yapıyor. Başım dönüyor. Kusacağım.

Ne uyuşturucu gerekir ne de hatta sigara.. Zaten o müzik var ya. Tempo var. Bakın: Güneş dansediyor.

Memur emeklisi bir kocadağın anası ağlıyor emekli kuyruklarında. Bir bankanın kuyruğu bu. Sallıyor kuyruğunu ve gülümsüyor güneşe. Güneş sallamıyor vezneleri. Parası ona geçmez.

Harcanmışlar yürümeğe devam edecek. Zulüm devam edecek. Deniz devam edecek. Bir gün herşeyi anlayacağız. Ölüm ve yaşam önemini kaybedecek. Umutsuzlar olmayacak. Umut da öyle. Unutmayın: Unut gitsin.

Ağla ve danset güneşim. Vitaminlerin cebimde, yavrum. Asıl emaneti soruyorsan, o ceplerin arasında. Sakin bekliyor..

Neye ihtiyacın var yar? Kollarını aç. Kolların ışığı toplar. Depolar hücrelerine. Fotosel. Ah zaman, ah ucube! Bana beni geri ver. Ver!

Dans ediyor dans! Daanss! Romans sevgilim romans.

Uydurma tanrılar ayaklarını sürür yerde.. Dünya'nın heryerinden görünen bu şehirde.. İstanbul. Bizans. O kültür. O ağırlık, o şefkat, o güç. Ve biz..

Kim o kız?

Güneş dansediyor kızla. Kız damdan düşmek üzere. Rüzgara uymuş, sessizlikte sallanıyor. Aşağıda toplanıyorlar. Damda deli var. Nesi varmış bu kızın? Memuriyetini elinden almışlar. Karşılığında ne vermişler?

Bekaretini.

Dans ediyor güneş dans! Çatılara çıkıyorlar. Umut ne. Allah. Komünizm. Kapitalizm. Materyal. Madde. Ölüm. Koka. Cigara. Umut. Umutsuzluk. Hüzün. Aradığın ne. Bulutlar mı. Bu kalabalık, bu sessiz ordu nereye yürüyor böyle? Geceleri ürüyor böyle? Söyle! Söylesene, söyle!

Bir ağırlık çöküyor üstüne. Bir umutsuzluk.. Bir ölüm..

Bunlar benim kendi.. Dölüm..

Bir yaz gecesinden kalan yapışıklı o terlilik ve boşalım. Yapış yapış nem.

Em! Em!

Ama orada yoksun ki sen! Ah bir bilsen! Bir bilsen..

Gece dansediyor güneş. Dünya sırtını dönmüş güneşe. Bize onu göstermiyor.

Ve bir tren geçiyor.

"Koltukların birine kocadağlardan biri çökmüştü. Oracıkta çıldırmıştı."

Bok çuvalı..

Hepsi aynı! Aynıyız. Kayıplarda koca bir hiç. Çocukluklarından beri peşlerinden gelen imge: Bembeyaz bir hiçlikte beyaz elbiseli sarı kadın, görünmeyen.

Bembeyaz bir hiçlik olabilir mi? Bembeyaz olmasa olur. Olmasa olur. Olur. İyi olur.

Güneş dans falan etmiyor.

Sert bir dönüş tek yaptığı. Mevlevi dönüşü. Topraktan sana. Sallan. Sallan. İyi bir sevişme gibi. Nereden bileceksin.

Haydi. Yürrüü!

Uzatıyor lastik gibi. Sırtı tutuldu yazmaktan. Kötü olması sorun değil. Yazsın yeter. Belki de ne kadar dağıtırsan o kadar iyidir.

İyi nedir? Saçmasapan cevaplar: Ölüm, hayat, Tanrı, kuku, Kanat, uyum, Doğa, sen. Öyleyse buldum: İyi saçmasapandır. Saçmasapan iyidir.

Bu ülke nasıl benimse, bu şehir nasıl içindeyse, bu Dünya da öyle benim. Benim, kendimim. Şiirlerim, şarkılarım. Ben: Senim.

Ağaçlar ve köy. Orada bir köy var uzakta. O köy benim. Bizim. Bizim köyümüzdür.

Umutlarla dolu Dünya. Bütün o şahane pisliğine rağmen, umutlarla.. Pisliği sevdiğimden çok seviyorum umutları. Tüm bütünü. Fotonu, kristali, dağı, kadını, işçisi, fili, pilotu, dili, kili, ateşi, bombası, zoruyla bütün bu tüm bütünü.. Pisliği, boku ve aşkı.. Sevgilerle seviyorum. Nefretim nefretlerle. Denizi kesen bu ufuk. Bizonlar. Kitle.

Sola bak. Devrime. Sağa bak. Çukur. Bazı iyi şeyler de var içinde. Çukurun içinde fareler: Saygıdeğer organizmalar: İnsan leşlerini kemiriyorlar. Adolf Hitleri.. Yukarı bak. Orada O var. Aşağıya: Aşağı toprak.

Bir Atatürk bakışıyla geçiyorum sokaklardan. Seviyorum sokakları. Kurtaracağım onları. Gençliğe emaneti bu.

Allah'a sığınıyorum: Kendime.. Tövbe!

Ki tövbeni bozsan da gel. Gel. Yine gel..

Ki ben sizim. Serserilerin karındeşen tanrısı. İlah süvari. Günahkar.

Bensizim..

Bulutlarım. Dans, dans, dans!

Romans.

Romans.

İskeletler kıvrılmış yatıyor kalyonlarda. Kalyonlar Bizans, Osmanlı. Tersane malı değil, insan malı.

Fabrika bacalarının bacak olup kaldırdığı o dev beden.. Medyanın baskı kolları.. Boğuyor bizi. Varsa saflık kayboldu. Yoksa zaten hiç yoktu.

Yanardağ ağızlarının içi kırmızı ve sıcaktı. Saftı. Kırmızı ve sıcak ağızları severim. Kaslı.

Bulutlar geçiyor üstümüzden. Köyler sessiz. Köyler insandan boşalmış. Issız kovboy kasabası artık. Kimse yok. İn. Cin. Top. İki kale maç. Birilerine verilmesi gereken haraç.. Üstümüzde yükselen batıl simge haç.

Halbuki çocuklar aç.

Çocuklar aç.

Kaç!

Kaç!

Kaç!

Kaç!

Kaç!

 

6.11.1999

 

Ana Sayfa