İlk yayınlandığı zamanlarda sitenin girişinde bulunan yazı yanlış anlaşılmaya müsait olduğu için ziyaretçilere itici geliyordu, bunu sonradan farkettim. Örneğin rahatsız olan bir ziyaretçiden gelen e-posta şöyleydi:


"Kanınla yazdıkların var belki ama okumadım çünkü kan kokusu bulandırıyor artık midemi...

Kendine bir yer aramışsın Deccal, Mesih... Hayret makamındasın anlaşılan...

Hala söyleyecek sözlerin var... Nasıl ki acı verir memedeki süt... Mükemmel olan herşey susar oysa... İnsan konuşur...

Dağlarda en kısa mesafe doruktan doruğadır der Nietzsche, bakalım öyle mi?

Geriye doğru yaşamak nasıldır anlat bana...Aşk alır mı geleceğini insanın... Satar mı yokluğa? Kırar mı kanatlarını? Söyle Kanat kardeş, zirveye talib olan kartal da yılan da... Kanatları kırılan kartal yılan gibi mi yaşar?"

 

Gönderdiğim yanıt:

 

"Kanla yazmadım, hayır. Deccal falan, bunlar kötü çağrışımlar yapan semboller farkındayım. Sitenin girişindeki o yazı zaten tamamen yanlış anlaşılıyor, değiştirmem lazım. Bir üşenmesem...

Hayret makamındayım, evet. Varlığa hayret ediyorum, nasıl olur da var olur 'var'? Işıklı yıldızlara hayret ediyorum, gülümseyen çocuk yüzlerine hayret ediyorum, masmavi, pırıl pırıl denize ve yeşil, mor, binbir renkli galaksilere hayret ediyorum. Asla son bulmayacak bu hayretim. Hepimiz öldükten sonra da yine burada olacağız, o ışıklar olacağız, o yıldızlar olacağız ve yine de hayret edeceğiz.

Şaşırıyorum. Kana ve zulme ve işkenceye ve acıya, ölüm acısına, aşk acısına şaşırıyorum.

Fakat en geniş, en büyük, en gerçek açıdan bakınca, yine de biliyorum ki aslında bunların hiçbiri dert değil.

Çocukların yüzündeki gülümseme de benim (ve tabii ki sizsiniz) ete saplanan bıçak da. Hepsi aynı şey aslında. Dönüşken. Canlı.

İnsanoğlu basit organizma. Ve hepsi bir yanılsama. Algıyla sınırlı bütün bildiklerimiz. İnsanoğlu basit derken, herşey basittir aslında ve göreceli olarak insan çevresindeki gözlemleyebildiği tüm varlıklardan daha kompleks olsa da (genetik olarak, fiziksel olarak vs.) aslında hepsine denktir ve hepsi kadar önemlidir, fakat daha fazla değil. Ki zaten önem, dert, acı gibi sözcükler de yine insanın bu algı yanılsamalarındandır.

Aşk bir algı yanılsamasıdır. Güzellik de öyle.

Aşk güzeldir. Demek ki acı da öyle. Bizi büyüten, güçlendiren (Nietzsche) acıdır ya zaten.

Algı yanılsamaları güzeldir.

Anlatamıyorum. İnsan basit organizma. Ben de bir insanım. İnsanlarin sözcükleri de yeterli değil.

Bu yanılsamaların hepsi gerçek. Mükemmel olan susar, çok haklısınız. Ve mükemmel 'yok'tur, yokluktur. Varolan herşeyin bir ısısı vardır, iç çelişkileri vardır, eğer bir şey var ise o kararsızdır.

Mutlak kararlılık hali yokluğa özgüdür. O da, yok.

Harika birşey bu! Akış sürüyor...

Aşk geleceği falan alamaz, gelecek durdurulamaz, aşk ise insanlar öyle sandığı için 'önemli'dir. Önemlidir tabi, güzeldir, herşey kadar, ne az ne fazla.

'Geriye doğru yaşamak'? İnsan basit organizma.. Herşey olabilir varlık evreninde, zaman ne, var mı, bilmiyoruz, geriye doğru da akabilir belki akış, bir duvara çarpıp dönerse. Bahsettiğiniz anılarsa, anılar sonsuzdur, acı gibi ve aşk gibi. Ve mutluluk gibi tabi. Anılar, en acıları bile, hatta en çok da onlar ve bütün pişmanlıklar da, değerli ve önemlidir, herşey gibi, herşey kadar. Güzelliğin tanımını değiştirin: Güzel olurlar.

Aşk hiçbir şeyi yokluğa falan satamaz, insan herşeyi olduğu gibi kısıtlı algısının süzgecinde aşkı da abartır, büyütür. Zaten abartı da, önemseme de algı yanılsamalarıdır, yalnızca görecelikle ilgilidir hepsi. Varolan yok olamaz. Yokolan zaten varolmaz, yoktur ki o herhangi bir şey yapsın, bir şekilde var gibi olsaydı bile, bir şey, bir seçim yapabilecek olsaydı bile varolmayı seçmezdi 'yok', çünkü o mutlak kararlıdır, mükemmeldir, kusursuzdur. Onda kusur 'yok'tur. Varolan zaten yok'a ulaşmaya çalışır ama bunu başaramayacaktır. Asla!

Temel prensip budur. (Prensip?)

Yani ne diyorum böyle..

Diyorum ki:

Kartallar zaten yılandır, yılanlar da kartal.

Her ikisiyim ben de.

Her ikisisiniz siz.

Sevgiyle kalın"

 

Bu cevap üzerine çok olumlu bir mail geldi yine aynı kişiden. Bir yanlış anlama olduğu açıklığa kavuşmuştu.

Bunları niye yazdım? Bu sitedeki, iyi ya da kötü bütün yazılar bu düşüncelerle, bu felsefeyle uyumlu olacak şekilde yazıldı. Onları bu çerçevede değerlendirirseniz belki sitedeki şekilsiz, tuhaf şiirler bile bir 'anlam' kazanabilir umuduyla bunları yazdım...

 

Ana Sayfa