SOYTARI

 

Kral hapşırdı, dönüp bakmadık bile. Ne?

Bilmiyorum..

İşte!

Ben kralları hatırlamıyorum. Çocukluğumun Bakırköyü, geçmişin okulları, akrabalar, okul arkadaşları ve eski yazlar. Okullara giderkenki karın ağrısı. Kızlar!

Senin de hatırladığın bunlar değil mi? (Ya da oğlanlar!)

Rüyada çırpınan kollar. Düşüyordun, uyandın.

Korku filmi, reklam arası ve karanlıkta koridor koşusu..

Sen misin bu?

Ben miyim?

Ben misin?..

Eski bir yer bu Dünya.. Saçma:

Eskiden krallar varmış....

Ve kral çok sert adammış..

Kraliçesi, uşakları, kahyaları, orduları varmış. Ne derse yaparlarmış. Fısıldasa ürperirler, konuşsa irkilirler, kükrese yıkılırlarmış.

Kral yalnızca bir adammış. Tek kişiymiş. Krallar, birisiymiş!

Yalnızca ve yalnızca soytarı, evet evet, soytarı, o, yalnızca ve yalnızca o, kralla dalga geçer, alay eder, hatta krala parmak atarmış!

İşte Dünya burasıymış.

Ve bulutlar aynı kalmış. Dağlar denizler ve hava, hemen hemen aynı kalmış; yani bu Dünya için aradan az bir zaman geçmiş.

Krallık kalkmış.

İnsanlar anlamış bazı şeyleri.

(Ama yine de savaşmışlar..)

Eski günlerde kıskançlıktan alay ederlermiş soytarılarla. Bu bir gelenek haline gelmiş.

Halbuki soytarı çok zekiymiş.

Sanatçıymış.

Sanatçıların ve bilim adamlarının uyarılarına aldırmamış diğer insanlar.

Çünkü onlar aptalmışlar.

Temiz kalpli işçilermiş. Kötü niyetli dolandırıcılar. Ev hanımları, memurlar, fahişeler, öğretmenler, tüccarlar. Pek akıllı değillermiş: İnsanlarmış.

HALA KRALLARI VARMIŞ.

Cesur çocuklar evde otururlar, okula, tiyatroya, kafelere, sinemaya, bara giderlermiş. Biraz daha fakirlerse çalışırlarmış, iş ararlarmış. Biraz daha zenginlerse korkmaya başlarlarmış.

Biraz daha varlarmış..

Biraz daha yoklarmış..

Bir varmış bir yokmuş..

Bu Dünya'da KRALLAR varmış!

Sanatçılar, sporcular, bilim adamları ve cesur ve ahmak ve iyi olanlar, DANSEDERLER!

Onların geçmişi renksiz, geçmişi parlak, bazen neşeli, bazen hüzün ve acı dolu, bazen mutlu bazen mutsuzmuş.

Onlarmış ŞİİRLER yazan, onlarmış TUĞLA TUĞLA ÜSTÜNE koyan, onlarmış UZAYA GİDEN, GÜLEN, BİLEN, AĞLAYAN!

Onlarmış her çağda ANLAYAN, ON BİN YIL SONRASINI GÖREN, ANLATAN VE DİNLENMEYEN!

Onlarmışız BİZ, ANLATIRMIŞIZ.

BENMİŞİM, SENMİŞSİN belki..

 

ONLARMIŞ KRALLARA PARMAK ATAN, HER ZAMAN VE HER YERDE! HER YERDE!

25.3.2001

 

Ana Sayfa